Tarihteki Türk Devletleri

UYGURLAR (744-840)

(ARALIK AYI TÜRK DEVLETİ)

Orhun Kitabeleri’nde, ilk defa 717yılındaki ayaklanmalar münasebetiyle zikredilen Uygurlar, Çin kaynaklarında çeşitli adlarla anılmışlardır. Uygur adının manası,974’te tamamlanan Çince Kiu Wu Tai adlı eserde ‘’Şahin sür’ati ile dolaşan ve hücum eden ‘’ diye açıklanmaktadır.

Uygurlar, Asya Hunları’nın torunlarıdır.Orhun ve Selenga ırmakları etrafında yaşamışlardır.’’ERKİN’’ denen Uygur beyleri Köktürkler’e bağlı iken 630’da Köktürkler Çin esaretine girince Uygurlar bağımsız hareket etmişlerdir. Beyleri ‘İLTEBER’’ ünvanını almıştır.646’da kurulan Uygur Kağanlığı, Kutluk Devleti’nin meşhur kağanı Kapkan tarafından 2.Köktürkler’e bağlanmıştır.

8.asrın ikinci çeyreğinin sonlarında Köktürkler’de isyanların ve iktidar kavgalarının arttığı görülür. Bu karışıklıklar Oğuzlar’ın iktidarına hazırlık olur.

* 744’te Basmil ve Karluklar ile birlikte Kutluklar’a son vererek Kutluk Bilge Kül öncülüğünde UYGUR DEVLETİ’ni kurarlar.Uygurlar 9 urugdan meydana gelen bir birlik olup Karluk ve Basmiller’i de kendilerine bağlayarak 11 kabile haline gelmişlerdir.

* Orhun kıyısındaki Ordubalık (Karabalasagun)’ı başkent yapan Kutluk Bilge Kül 747’de ölünce yerine oğlu Moyen-çur kağan olmuştur.

* 751 Talas Savaş’ında Karluk ve Basmiller Abbasiler’in galibiyetinde çokönemli bir rol oynamışlardır.Bu savaşın sonunda Orta Asya’nın Çinlileşmesi engellenmiş ve tarım havzaları Uygurlar’a geçmiştir.Moyen-çor döneminde devletin sınırları batıda Siri Deya(Seyhun) Nehri boylarına kadar uzanmıştır.

* 762’de Moyen-çor’dan sonra başageçen Bögü Kağan dikkatini karışıklıkların devam ettiği Çin’e çevirmiştir.Asıl amacı Çin hakimiyeti olan Uygurlar’ın nüfuzu Çin’de giderek artmıştır.Tibetliler’in hücumuna uğrayan Çin imparatoru Uygurlar’dan yardım istemiştir.Bögü Kağan’ın yaptığı LO YANG SEFERİ(763) Türk kültür tarihi açısından önemli gelişmelere sahne olmuştur.Hakan,Ordubalık’a dönerken Maniheizm dinini Türkler arasında yaymak için dört rahibi de beraberinde getirmiştir.Böylece hayvani gıdalar yemeyi yasaklayan, savaşçılık duygusunu zayıflatan,Hristiyanlık-Mandeizm-Budizm karışımı bir din olan Uygurlar’da resmibir mahiyet kazanmıştır.Ancak Maniheizm halk içinde itibar görmemiştir.Yine de Uygurlar’ın yerleşik hayatı benimsemesinde,bilim,sanat ve edebiyatta ilerlemesinde etkili olmuştur.

* Uygurlar’ın güçlenmesi Çin’i harekete geçirmiş ve her zamanki entrikalarını uygulamaya başlamıştır.Kırgızlar üzerinde bir zafer kazanan Bögü Kagan,bir                   Çin seferini engellemek isteyen Tun Baga Tarkan tarafından öldürülmüştür.Hakanlığa geçen Baga Tarkan cesareti,iyi yönetimi ‘’dünya nizamı için kanunlar hazırlaması’’ ile ünlüdür.Çinli bir prensesle evlenerek Çin ile ilişkilerini geliştirmiştir.Yerine oğlu ‘’Ay Tanrıda Kut Bulmuş Külüg Bilge Kağan geçmiştir.Bu dönemde bir huzur devri yaşanmıştır.İktisadi açıdan gelişmeler yaşanmış,İç Asya’nın önemli ticaret şehirlerine nüfuz edilmiştir.Bu dönemde KARABALASAGUN KİTABELER’i dikilmiştir.

* Külüg Bilge Kağan’dan sonra Uygur sarayında türlü entrikalar ve suikastlar yaşanmıştır. Bu karışıklık Uygurlar’ın siyasi gücünü zayıflatmıştır. Bu durumu değerlendiren Yenisey bölgesinde yeni bir güç haline gelen ve son 20 yılda Orhun bölgesini baskı altında tutan Kırgızlar, 840’ta kalabalık bir orduyla Ordubalık’ı zaptederek son Uygur Hakanı Hosa’yı öldürdüler. Böylece Uygur Devleti yıkılmıştır.

* Uygurlar zamanla gittikleri yerlerde yeni devletler kurmuşlardır.Bunlardan ilki Çin’in kuzeyine göç eden Sarı Uygurlar(Kansu)’dır. Batı Çin’de varlıklarını sürdürmektedirler.Diğer devlet ise Beşbalık,Turfan,Hoça ve Kaşgar’ı içine alan Turfan Uygur Devleti’dir. Bu devlet,İpek Yolu üzerinde olduğu için ekonomik olarak zenginleşmiştir. Türk kültür tarihinde çok önemli bir yer tutan Divan-ı Lügat-it Türk Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmıştır.

Günümüzde Doğu Türkistan Özerk Eyaleti olarak devam eden Uygurlar, Çin’in akıl almaz asimilasyon politikalarına maruz kalmaktadırlar.1949’da son bağımsız devletleri kominist Çin tarafından yıkılan Uygur Türkleri dünyanın gözleri önünde 21.yüzyılda yok edilmektedir.Eğitim kampları diye adlandırdıkları yerlerde 1-3 milyon arası Uygur Türkü türlü işkencelere maruz kalmaktadır.Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen her Uygur evine bir Çinli erkeğin yerleştirilmesi,her türlü ibadetin yasaklanması,genç Türk kızlarının iş vaadiyle Çin’in iç kısımlarına götürülmesi ve Çinli erkeklerle evlendirilmeleri bir milletin yok edilmesi değilse  başka nedir?

UYGURLAR’IN TÜRK TARİHİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

  • Yerleşik hayata geçen ilk Türk devletidir.
  • Köktürk Alfabesi’nden sonra 2. Türk Alfabesi olan Uygur Alfabesi’ni yapmışlardır.
  • Türk tarihinde yazılı hukuk metinleri,sözleşmeler,mimari eserler ortaya koyan ilk Türk devletidir.
  • Kök Tanrı inancı dışında Maniheizm’i benimsemişlerdir.
  • Moğollar’ın devlet teşkilatlanmasında ve büyük çoğunluğunun Türkleşmesinde etkili olmuşlardır.

 

 

KÖKTÜRKLER (552-745)

(KASIM AYI TÜRK DEVLETİ)

*Asya Hun İmparatorluğu’ndan sonra , her bakımdan temsil ettiği Türk kültürü itibariyle önemli bir Türk imparatorluğu niteliğinde olan Köktürkler, Türk adını ilk defa resmi devlet adı olarak benimsemekle bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmıştır.İlk dönemleri Ergenekon Destanı’nın konusu olmuştur.
*Köktürkler’in tarih sahnesine çıktıkları (VI.-IX. Yüzyıl)dönemde Orta Asya’da tarihi rol oynayan toplulukların TÖLESLER olduğu anlaşılmaktadır.
*Köktürkler Yakut Türkleri ile Bulgar Türkleri’nin bir kısmı hariç Türk asıllı bütün toplulukları birleştiren 2. Türk devletidir.
*Köktürkler VI. Yüzyılda Orta Asya’da Avarlar’ı yenen ‘’Aşına’’ boyuna mensup Bumin Kağan tarafından kurulmuştur. ’’İl Kağan’’unvanını alarak 552’de Ötüken merkezli devletini kurmuştur. Yabgu olarak devletin batısında kardeşi İstemi yer almıştır.(Türk devlet geleneklerine göre yönetimde kolaylık açısından, ülke doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılırdı. Merkez ve doğusu Hakan tarafından, batı tarafı da Yabgu adıyla bir kardeş tarafından yönetilirdi.)
*Köktürkler ‘in batı siyaseti İPEK YOLU’na sahip olmak üzerine kurulmuştur. İpek Yolu ticareti Akhunlar’ın elindeydi. İstemi Yabgu, Akhunlar’a karşı Sasaniler’le ittifak kurmuştur.Hatta kızını Sasani hükümdarı Anuşirvan ile evlendirmiştir.İki büyük devletin ittifakı sonucunda Akhunlar 557’de yıkılmıştır.Akhun toprakları iki devlet arasında paylaşılmıştır.Neticede İpek Yolu Köktürkler’in hakimiyetine girmiştir.Ceyhun Nehri Sasaniler ile sınır kabul edilmiştir.
*Köktürk-Sasani ilişkileri zamanla bozulmuştur.İstemi Yabgu Bizans’a elçiler göndermiştir.Bizans İmparatoru bu heyeti çok iyi karşılamıştır.Bu diplomatik gelişme,tarihte Orta Asya’dan Bizans’a giden ilk resmi heyet olması bakımından önem taşımaktadır.Bizans İmoaratoru da İstemi Yabgu’ya Zemarkhos başkanlığında bir heyet göndermiştir.Karşılıklı diplomatik ilişkiler Köktürk-Bizans antlaşmasıyla sonuçlanmıştır.Neticede Bizans-Sasani mücadelesi başlamıştır. Sasaniler,doğuda Türklerin,batıda da Bizans’ın saldırıları sonucu çok yıpranmıştır.Horasan ve Afganistan’ın önemli bir kısmı Türkler’in eline geçmiştir.Bu durum,Hz.Ömer zamanında büyük fetihlere girişen Müslümanların işini kolaylaştırmış ve kısa sürede İran İslam topraklarına dahil olmuştur.
*Köktürkler en parlak dönemini Mukan Kağan zamanında yaşamıştır.Bu dönemde devletin sınırları Mançurya’dan Karadeniz kıyılarına kadar uzanmıştır.Mukan Kağan 572’de öldüğünde milletine dünyanın en kudretli devletlerinden birini bırakmıştır.
*Mukan Kağan’dan sonra başa geçen Tapo Kağan Türk geleneklerine göre ülkeyi ikiye ayırarak yeğeni ve kardeşini görevlendirmiştir.Tapo Kağan Budizm’e yakınlık göstererek en büyük hatasını yapmıştır.Ayrıca Çin’deki iç karışıklıklara katılması hem içerde hem de dışarda büyük tepkiler doğurmuştur.Ülkede başlayan huzursuzluk Çinliler’in işine gelmiş,neticede devlet Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmüştür.630’ da Doğu Köktürk Devleti Çin hakimiyetine girmiştir.Batı Köktürkler ise Çin’e tabi olan küçük devletçiklere bölünmüştür.

MATEM DÖNEMİ (630-680)
*630-680 yılları arasındaki 50 yıllık dönem Köktürkler’in istiklallerini kaybettikleri bir matem dönemi olmuştur.
*Her ne kadar Orta Asya’da millet olarak Türkler varlıklarını,dil,inanç ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de,bağımsız bir devletten yoksun kalmışlardır.
*Köktürkler’i bu felakete sürükleyen sebepler,Köktürk Kitabeleri’nden anlaşılacağı üzere üç sebebe bağlanmaktadır:
1-Sonraki devlet ve idare adamlarının yetersizliği …’’Kağan bilge imiş,cesur imiş,buyrukları bilge imiş,beyleri de,kavmi de iyiymiş.Böylece ülkeyi tutup töreyi düzenlemişler…Sonra kardeşler,oğullar kağan olmuş,küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadığı,oğul babası gibi yaratılmadığı için bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar,buyrukları da bilgisiz,kötü imiş…Türk beyleri Türk adını bırakmışlar,Çin beylerinin adlarını almışlar,Çin hakanına boyun eğmişler,elli yıl işlerini,güçlerini (ona) vermişler…’’
2-Türk kavminin uygunsuz tutumu ‘’Türk budunu …Sen aç olduğun zaman tokluğu düşünemzsin,tok olduğun zaman açlık nedir bilemezsin.Bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin,yurdundan ayrıldın,harap,bitkin düştün…Türk budunu kendi hakanını bıraktı,hüküm altına girdi.Hüküm altına girdiği için Tanrı ona ölüm verdi,Türk budunu öldü,mahvoldu…’’
3-Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda ‘’Çin kavminin sözü tatlı,ipeklisi yumuşak imiş;tatlı sözü,yumuşak ipeklisi ile uzak kavimleri aldatıp yaklaştırır imiş.Sonra da fesat bilgisini orda yayarmış;iyi bilge kişiyi yürütmezmiş.Onun tatlı sözüne,ipeklisine kapılan Türk kavmi öldü…’’
 

KÜRŞAT İHTİLALİ
*Kürşat, eski Türk kağanlarından birinin oğludur.
*630 yılında Çin hâkimiyetine girdikten sonra birçok Türk beyi Çin’e karşı isyan etti. Bunların en önemlisi Çin sarayını basmak isteyen Kürşat’ın 639 yılındaki baş kaldırışıdır. Kürşat,39 arkadaşıyla Çin sarayını basarak imparatoru kaçırmayı ve onu kendi ülkesine götürmeyi planlamıştı. İmparator Türk iline kaçırılınca Çin egemenliğindeki Türk toprakları ve Çin sarayındaki Türk soyluları ile değiştirilecekti. Ancak havanın aniden fırtınaya dönüşmesi ve Vey ırmağının taşıp önlerini kesmesi yüzünden bu girişim başarısız kaldı. Kürşat ve 39 çerisi kahramanca savaşarak hayatlarını kaybettiler.
*Kürşat İhtilali başarısız olsa da Türk tarihinin bilinen ilk bağımsızlık hareketidir. Kürşat ve 39 çerisinin hayatları pahasına istiklalleri için savaşması Türk milliyetçiliği duygusunun temellerini atan en önemli sembollerdendir.Türkler, zillet içinde yaşamaktansa izzetiyle ölmeyi tercih eden bir millettir.
*Kürşat İhtilali’nin ardından bağımsızlığı kazanma adına 648, 679 ve 681 yıllarında üç girişim daha yaşandı. Nihayet Köktürkler, Kutluk önderliğinde bağımsızlık için harekete geçti ve 682 yılında zafere ulaşılarak II. Köktürk (Kutluk) Devleti resmen kuruldu .
*Kutluk Kağan, devleti derleyip toplayan anlamına gelen “İlteriş” unvanını aldı. Tonyukuk ise “Apa Tarkan” unvanını alarak bütün askerî ve idari işlerin planlanmasında İlteriş Kağan’ın en büyük yardımcısı oldu.

*İlteriş Kağan’ın ölümü üzerine tahta kardeşi Kapgan Kağan geçti. Faaliyetleri açısından Türk tarihinin en büyük fatihlerinden biri olan Kapgan Kağan, Türk boylarını hâkimiyet altına aldı. Ardından Batı Türkistan’a yönelen Kapgan Kağan 701 yılında Demir Kapı’ya kadar ulaştı.

Kapkan Kağan’ın temel politikaları:
*Çin’i baskı altında tutmak,
*Çin’de dağınık halde yaşayan Türkleri Ötüken’e çekmek,
*Orta Asya’daki bütün Türkleri Köktürk çatısı altında birleştirmek.
*Kapgan Kağan’ın sert tutumu ve Çin entrikaları nedeniyle devlete bağlı boylar birer birer isyan etmişti. Bu isyanların birinde Kapgan Kağan’ın öldürülmesi üzerine yerine oğlu İnel tahta çıkmıştı. Fakat İnel’in kağanlığı yetersiz bulunmuş ve onun yerine İlteriş’in oğlu Bilge, kağanlığa; Kül Tigin ise komutanlığa getirilmişti.
*Bilge Kağan ilk iş olarak devletin başına büyük dert açan boyların isyanını bastırmış ve devletin birliğini yeniden sağlamıştı.
*Bilge Kağan’dan sonra devletin başına geçen kağanların yetersiz olmaları zamanla devleti zaafa uğrattı. II. Kök Türk Devleti, 742’den itibaren yaşanan isyanlarla zayıfladı. Sonuçta Basmil, Karluk ve Uygurlar birleşerek II. Kök Türk Devleti’ne son verdi.


KÖKTÜRKLERİN TÜRK TARİHİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ
*Türk adını ilk kez kullanan Türk devletidir.
*İlk Türk alfabesini (Köktürk Alfabesi) oluşturmuşlardır.
*İslamiyet’ten önce kurulan Türk devletleri arasında en geniş sınırlara ulaşmış Türk devletidir.
*Batı Türkistan’ın Türkleşmesini sağlamışlardır.
*12 Hayvanlı Türk Takvimi’ni kullanmışlardır.
*Bizans ile diplomatik ilişkileri başlatan ilk Türk devletidir.
*Türk tarihinin ve edebiyatının ilk yazılı eserleri olan Köktürk Kitabeleri’ni dikmişlerdir.Tonyukuk ,Bilge Kağan ve Kültigin adlarına dikilmiştir.
*Kendilerinden sonraki Türk devletlerine millet ve istiklal bilinci aşılamışlardır.

 

BÜYÜK HUN DEVLETİ

(EKİM AYI TÜRK DEVLETİ)

Tarih boyunca 180 civarında Türk devleti kurulmuş olmasına rağmen, hepsinin dünya hakimiyetinde etkili olduğunu sôylemek mümkün değildir. Dünya hakimiyetini sağlamış  olan Türk devletlerinin sayısı 16‟dır. Bu devletlerden biriside Büyük Hun Devleti’dir.

Bu döneme ait bilgilerin tamamını Çin kaynaklarından öğrenmekteyiz. M.Ö. 220-M.S. 216 yılları arasında hüküm süren Büyük Hun İmparatorluğunun ilk hükümdarı olan Teoman, Türk ellerini tek bir bayrak altında toplayarak büyük bir imparatorluğun temellerini atmıştır. Bugün ülkemizin bazı yörelerindeki köy isimlerinin “Hun”adını taşıması, Hunların Anadolu’ya Oğuz boyları olarak geldiğini göstermektedir. Hunlar, bölgelerinde önemli bir güç halinde Çin’e ardı arkası kesilmeyen akınlar yapmaya başlayınca, Çinliler bu akınların önüne geçmek için Çin Seddi’’ni inşa etmek zorunda kalmışlardır.(M.Ö.214)

Babasına karşı büyük mücadele veren ve törenin yaşaması uğruna babasını ortadan kaldırmaktan geri durmayan Mete Han, ilk modern devlet ve ordu anlayışını getirmiş, millet ve vatan sevgisinin kutsallığını ortaya koymuştur. Halkının huzur ve güvenini sağlama yolunda Mete’yi hiç bir güç durduramamıştır. Dört milyon kilometrekareyi bulan uçsuz bucaksız topraklar Türklerin hakimiyetine girmiştir.

Yüeçi’leri mağlup etmesinin ardından Çin’e yönelen Gökhan Çin imparatorunun sarayını ateşe vermiş ve Çin ile iktisadi ilişkilerini dostane devam ettirmek için bir Çin prensesi ile evlenmeyi kabul etmiştir. Hunlarla ilişkilerini dostane bir şekilde devam ettiren Çinliler, ordularını Türk usulüne göre eğitmişler, Hun silahları ile donatmışlardır. Askerî alandaki ıslahat hareketlerini tamamlayan Çinliler Hunlara karşı büyük bir başarı kazanmışlarıdır. Eski gücünü kaybeden Hunların gelirleri azalmış, Çin’den vergi ve benzeri adlar altında alınan mâlî destek kesilme noktasına gelmiştir. Hun prensleri birbirine düşmüş ve devlet ekonomik yönden büyük bir çıkmaza girmiştir. M.Ö. 58-31 yılları arasında hüküm süren Tanhu Ho-han-Yeh'in Çin’den yardım istemesini ve Çin’e iltica etme talebini utanç verici bir davranış olarak gören ve tarihte milliyetçiliği devlet siyâsetinde temel yapan ilk devlet adamı olan Çi-çi Han kardeşinin tanhuluğunu reddetmiştir. Bunun üzerine Tanhu Ho-han-Yeh çareyi Çin’e kaçmakta bulmuştur.(M.Ö.54) 

Bu gelişmelerin ardından Hunların başına geçen Çi-çi Han, Talas ırmağı boylarında bir kale yaptırarak şehirler devletinin hükümdarı olma yolunda girişimlerde bulunmuştur. Ne var ki, savunma savaşlarına alışık ol-mayan Çi-çi Han, oğlu ve hatunları başta olmak üzere, devletleri uğruna yüzlerce Hun askeri hayatlarını feda etmişlerdir.(M.Ö.36) 

İlâhî bir kaynaktan geldiğine inanılan Attila, kazandığı parlak zaferlerle Avrupa’nın korkulu rüyası haline gelmiştir. 445 tarihinde Rua’nın ölü-mü üzerine tek başına idareyi ele alan Attila, Avrupa’ ya yeni bir dinamizm getirmiş, posta örgütünü ihdas ederek çağın en büyük imparatorluğunu kur-muştur. İtalya içlerinde serbestçe dolaşan Attila, Roma’yı yıkmaktan vazgeçerek Macaristan’daki merkezine geri dönmüştür. Yeni bir İtalya seferine hazırlandığı sırada ölen Attila, ardında, yüzyıllar boyunca bütün Türk devletlerine model olabilecek teşkilatlı bir devlet, disiplinli bir ordu, sanatı ile en yüksek vasıflı bir toplum bırakmıştır.(M.Ö.174) 

Türk beyleri arasında taht kavgaları başlamış, Çinliler de bu sürtüşmelerden yararlanarak Türkleri zayıf noktalarından vurmayı bilmişlerdir. 

Hunlar, bölgelerinde büyük devlet olma özelliğini kazanınca, Çin imparatoru, Hun toplumunda hüküm süren, aile-toplum ilişkileri ve gelenek görenekler hakkında bilgi alma ihtiyacı duymuş, Hunlar da bu tür bilgilerin Çin yetkililerine verilmesine sıcak bakmışlardır. Savaşı normal bir olay ola-rak gören Hun insanı, savaş anında topluca atlarına binmişler, ok ve yayları-nı kullanarak savaşa katılmışlardır. Halk, kendilerine düşen görevleri zama-nında ve eksiksiz olarak yaptığından zafere kolaylıkla ulaşmışlardır. Şehitle-rine çok önem veren Hunlar, şehit mezarlarının üzerine “beyaz”, eceli ile ölenlerin mezarlarına ise “siyah” bayrak asmışlardır ki, bugün bizim toplu-mumuzda mezarlara bez bağlama adetini buralardan geldiği varsayılmaktadır. 

Türkler, ailenin bölünmezliği prensibini esas olarak almış ve bu geleneklerini tarih boyunca sürdürmüşlerdir. Hun toplumunda anneler vazgeçilmez varlıklardır. Kocası ölen kadınlar, töreler gereği ve ailenin bütünlüğü için daima koruma altına alınmışlardır. Fedakarlığı hep ön planda tutan Hun halkı, özellikle yaşlılar, kadınlar ve çocuklar, savaş esnasında en kalın elbi-selerini, belki de en son yiyeceklerini, askere giden akrabalarına seve seve vermeyi görev saymışlardır. Mete Han’ın “Her aile çocuğundan, her aşiret (kabile) askerden sorumludur” biçimindeki emri Türk sosyal nizamının temellerini oluşturmuştur. 

Hunlar, kadını her zaman baş tacı yapmış, barış görüşmelerinde ön planda tutmuşlardır. Hun-Çin savaşında çok zor durumda kalan Çin impara-toru Kao-tsu, Mete’nin Baş Kadınına elçiler göndererek barış için bir çıkış yolu bulmasını istemiştir. Bunun üzerine Baş Kadın Mete’ye, “Çin toprakları eline düşmüş gibidir. Ey Hun Hakanı! ne yapacağını iyi düşün ve ona göre planını yap” uyarısında bulunmuştur. Bu şekilde Baş Kadının barıştan yana tavır koyması, o zamana kadar, dünya tarihinde eşi benzeri görülmeyen bir olaydır.